Meydan Okuma
Meydan Okuma / Zorlu Görev
Eşikten atladıktan sonra zorlu görevimize başlarız. İç dünyamızla, bilincinde olduğumuz ama inkar ettiğimiz güçlerimizle, ya da bugüne kadar hiç farkında olmadıgımız bilinçaltımızın karanlık ve tehlikeli güçleriyle, gölgemizle yüzleşiriz. Bu bizi korkutur. Burada karşımıza çıkan temalar bugüne kadar arkasından gelebilecek olaylardan korkuyor olmamız nedeniyle yaşamaya direndiğimiz, yok saydığımız temalardır, olgusal ya da psikolojik. Ve bu ürkütücüdür, ama zaten de ürkütücü olması gerekir. Örneğin burada görürüz ki biz taktığımız maske gibi güçlü değilizdir, bizim de ihtiyaçlarımız vardır ve başarısız olmaktan korkmaktayızdır; sahip olduğumuz meslek hiç sevmediğimiz bir meslektir ve sevdiğimiz bir mesleğe yönelmek hem bilgisel, hem de finansal olarak sıfırdan başlama gerektirdiği için bizi korkutmaktadır; bize hiç uymayan bir kişilik ve yaşam modeli geliştirmişizdir ve alıştığımız modelleri terkederek yeni modeller oluşturmamız ve beraberinde çevremizi değiştirmemiz gerekir; ilişkilerimizde sevgi yerine bağımlılık geliştirmişizdir ve sevgi nedir bilmiyoruzdur ve bunu bilmediğimizi görmek bize acı verir, çünkü sevgi vermemiş ve de almamışızdır; görürüz ki biz sandığımız gibi iyi bir insan değilizdir, kıskançlıkla, bencilce ve haince davranmışız, haksızlık etmiş, hiç empati geliştirememişizdir; yıllar geçmiş biz hala kendimizi tanıyamamış, gerçekte ne istediğimizi bilememiş, bunu ifade edememiş ve dolayısıyla o neyse hayattan onu alamamışızdır. Bunları farketmek bizi korkutur, kabul etmek ise cesaret ister ve acıtır. Burada iyiyi ve kötüyü, korkuyu ve arzuyu aynı anda görürüz ama ayrı ayrı durmaktadırlar. Aslında bu ayrı güçler birbirlerini tamamlayan şeylerdir ve bütünleşmeleri gerekir, örneğin beyaz olmazsa siyah olamaz, gündüz olmazsa gece olamaz ve iyi olmazsa kötü olamaz. Marianne Wiliamson "Return to Love" adlı kitabında şöyle der: "En derin korkumuz yetersiz oluşumuz değildir. En derin korkumuz ölçülebilenin ötesinde güçlü oluşumuzdur. Bizi en çok korkutan karanlığımız değil ışığımızdır. Kendimize "Ben kimim ki akıllı, göz kamaştırıcı, yetenekli ve muhteşem olayım?" diye sorarız. Aslında, siz kimsiniz ki olmayasınız?" Gölgemiz karanlıkta kaldığı, yani onunla yüzleşmediğimiz takdirde sorun yoktur ama gün ışığına çıkmaya başladıkça ışığımız onunla bütünleştiği için daha da güçlenir ve işte biz bu ejderhadan ve onun gücünden korkarız.
| Kaynak: tarotdergisi.com |
| Bu yazının yayın hakkı İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz alıntı yapılamaz, kopya edilemez. |